İçeriğe geç

Anlatım türleri ve biçimleri aynı şey mi ?

Anlatım Türleri ve Biçimleri Aynı Şey Mi?

Bir gün, kahve içerken arkadaşım Efe ile konuşuyorduk. Konu, “Anlatım türleri ve biçimleri aynı şey mi?” sorusuna geldi. Efe, ekonomiden anlamaz, ben de ona anlatmaya çalışıyorum, bir yandan da biraz komik bir şekilde karıştığımı fark ediyorum. “Bence farklı olmalı,” dedi. “Yani, mesela bir konuyu anlatmanın türü ile biçimi arasındaki farkı hiç düşünmedim. Hadi, bana anlat.”

İşte tam da o an, “Anlatım türleri ve biçimleri aynı şey mi?” sorusunun bana nasıl birdenbire netleştiğini fark ettim. O kadar basit bir konu gibi görünüyor ki, ama aslında hepimizin her gün kullandığı bir mesele. Hem dil derslerinde, hem de iş hayatında, hatta çocukken öğretmenimizin yazılı sınavda verdiği “anlatım türlerinden birini seç ve örnek ver” sorusunda bile karıştırdığımız bir şey. Hadi gelin, bu soruyu birlikte bir gözden geçirelim.

Anlatım Türleri: Hedef Ne?

Anlatım türlerini düşündüğümüzde, genellikle neyi anlatmak istediğimiz ve o anlatımın amacına göre farklı yollar seçiyoruz. Yani bir hikâye anlatırken amacımız insanları eğlendirmek ya da düşündürmek olabilir. Ama bir rapor yazarken, amacımız genellikle bilgiyi net bir şekilde aktarmak, bir sonuca varmak ve okuyucuya bir analiz sunmaktır.

Örneğin, geçtiğimiz hafta Ankara’da bir iş toplantısına katıldım. Bir ekonomi raporu sunuluyordu. Sunumun başında, sunumu yapan kişi “verilerle desteklenmiş analiz” yaparak, dinleyicilere raporun neyi anlatmak istediğini açıkladı. İşte burada, anlatım türü “açıklayıcı”ydı. Çünkü amacı sadece bilgi vermekti, insanları eğlendirmek ya da duygusal bir bağ kurmak değildi.

Anlatım türü, aslında biraz da neyi anlatmak istediğimizle alakalı. Eğer bir konu hakkında düşüncelerimizi, fikirlerimizi ifade etmek istiyorsak, genellikle “düşünsel” anlatım türüne başvururuz. Eğer bir olayı anlatmak istiyorsak, “öyküleyici” anlatım türünü kullanırız.

Bunlar sadece birkaç örnek, çünkü anlatım türleri çeşitlidir. Ama her durumda, anlatım türünün temel amacı, bizi farklı anlatım yollarına yönlendiren bir hedef belirlemektir.

Anlatım Biçimleri: Nasıl?

Şimdi de anlatım biçimlerine bakalım. Anlatım biçimi, kullandığımız dilin yapısal özelliklerine dayanır. Yani, aynı türdeki bir anlatım, farklı biçimlerde sunulabilir. Örneğin, bir haber metninde kullanılan anlatım biçimi, daha resmî ve objektif olur. Ama aynı haber metni, bir kişinin günlük blog yazısına dönüştüğünde, anlatım biçimi daha kişisel ve samimi olabilir.

Geçenlerde, bir gazetede “ekonomi” ile ilgili bir haber okudum. Haber, klasik bir haber anlatım biçimiyle yazılmıştı: kısa, öz, net ve bilgi odaklı. Burada anlatım türü “açıklayıcı”ydı, çünkü bir ekonomik olay hakkında bilgi veriliyordu. Ama hemen o günün akşamı bir arkadaşım bana Instagram’dan mesaj attı: “Bugün ekonomi dergisi okudum, şu olayı yazmışlar. Ama ben anlamadım, neden böyle dediler?!” Bu sefer de sosyal medya üzerinden verilen cevaplar, tamamen farklı bir biçimdeydi. Hedef yine aynı olabilir, yani bilgi vermek, ancak anlatım biçimi tamamen samimi, biraz daha arkadaşça ve hatta espriliydi.

Anlatım biçimi, kullanılan dilin tonuyla alakalıdır. Resmî yazılarda, ciddiyet ön planda olurken; blog yazılarında, sohbet havasında, günlük dilde yazmak daha yaygındır. İki farklı biçim, aynı türdeki bir anlatımda olabilir, fakat biçim, okuyucuya iletilen mesajın tonunu belirler.

Anlatım Türleri ve Biçimleri Arasındaki Farklar

Efe’nin bana sorduğu sorunun derinliğine indikçe, anlatım türleri ile biçimleri arasındaki farkları daha net bir şekilde görebildim. Anlatım türü, anlatmak istediğiniz şeyin ne olduğunu belirlerken, anlatım biçimi ise bu şeyi nasıl aktaracağınızı ifade eder.

Bir örnek üzerinden gidersek, diyelim ki bir ekonomi raporu yazıyoruz. Burada, anlatım türü “açıklayıcı” olacaktır çünkü amacımız okuyucuya bilgi vermek ve anlamalarını sağlamak. Ama raporun biçimi, daha resmî ve saygılı olabilir. Ancak aynı rapor, bir arkadaşınıza anlatıldığı zaman, biçim daha rahat ve samimi olur. Mesela “Ekonomi büyüme oranları şu kadar arttı” yerine, “Arkadaşlar, ekonomi büyüdü, ama bazı şirketler bu fırsatı kaçırmış gibi görünüyor” şeklinde bir anlatım olabilir.

İş yerimde de bazen bu farkı görebiliyorum. Eğer sunum yapmam gerekiyorsa, genellikle “açıklayıcı” anlatım türünü seçerim. Çünkü verileri analiz etmem gerek. Ancak sunumu izleyenlerin dikkatini çekmek ve onları ikna etmek için, sunumun biçimi “ikna edici” olabilir. Bu durumda, anlattığım konu hâlâ aynı olsa da, kullandığım dil ve sunum biçimi değişir.

Anlatım Türleri ve Biçimleri: Çocukluk Hatıram

Çocukken, okulda her zaman yazılı sınavlarda “anlatım türlerinden birini seçin” sorusunu çok zorlanarak yanıtlardım. Hatırlıyorum, ilkokulda öğretmenimiz bir gün “anlatım türü nedir?” diye sordu. Ben de “öyküleyici” dedim, çünkü çok fazla hikâye anlatmayı seviyordum. Ama sonra öğretmenim bana “ama sen bu cümlede bilgi veriyorsun, hikâye anlatmıyorsun” dedi. Bu da aslında anlatım biçimlerinin önemini gösteriyordu. Yani türü doğru seçerken, biçimin de doğru olması gerek.

Sonuçta, anlatım türleri ve biçimleri arasındaki farkı daha iyi kavradıkça, her türlü yazılı ve sözlü iletişimde neyi hedeflediğimizi daha rahat anlayabiliyoruz. Çocuklukta bu farkları anlayamasam da, şu anda bu farkları iş dünyasında, sosyal medya yazılarında ve blog yazılarında kullanarak, doğru iletişim kurmanın önemini daha çok kavrıyorum. Kısacası, anlatım türü ve biçimi arasında net bir fark vardır; biri neyi, diğeri nasıl anlatacağınızı belirler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort brushk.com.tr sendegel.com.tr trakyacim.com.tr temmet.com.tr fudek.com.tr arnisagiyim.com.tr ugurlukoltuk.com.tr mcgrup.com.tr ayanperde.com.tr ledpower.com.tr
Sitemap
ilbet giriş