id=”g8h2k6″
Hz. Musa Asası Şu An Nerede? Biraz Mizah, Biraz Felsefe!
“Hz. Musa Asası şu an nerede?”… Bunu düşündüğümde, gerçekten ne kadar sıradan bir soru gibi görünüyor ama işin içinde biraz kafa karıştırıcı bir şeyler var gibi. Yani, hadi gelin bir dakika bunu derinlemesine düşünelim. Bu soruyu sormak, bir yandan geçmişin gizemini keşfetmeye çalışırken, bir yandan da günlük hayatta sıkça karşılaştığımız sorularla ne kadar benzer olduğunu fark etmek demek. Şu an iş yerinde, kafede, ya da dışarıda bir yürüyüş yaparken herkesin aklından “Hz. Musa Asası şu an nerede?” sorusu geçiyor mu? Emin değilim. Ama ben düşündüm, belki bir espri yaparım, belki de biraz felsefi bir şeyler söylerim diye yazıya koydum.
Asa Nerede, Ben Ne Yapıyorum?
İzmir’de, 25 yaşında bir gencim. Hem eğlenceliyim hem de içten içe her şeyi çok fazla düşünüyorum. İşte bu ikili hâl bazen kafamı karıştırıyor. Arkadaşlarımla bir araya gelip sürekli espri yaparken, tam da o an “Musa’nın Asası nerede?” diye bir soru geldi aklıma. İnanın, kafamda binlerce ihtimal dönerken, bir yandan da bunu düşünmekten gülümsedim. Bu kadar ağır bir soruya bu kadar hafif bir yaklaşım olabilir mi? Ne de olsa hayat bazen “keşke bir asasım olsa” diye düşündürtmüyor mu? Gönül, o asa ile işyerinde patronu bir anlığına büyüleyebilse ya da yolda yürürken kalabalığı sağa çekebilse, fena mı olurdu?
Bir de, bizim “mucizeler” konusuna yaklaşımımız çok değişik. Eski zamanlarda, mucize denilince insanlar gerçekten büyük bir olay bekliyordu. Ama şimdi? Şimdi “mucize” dediğimizde, acaba bu akşam pizza söylesem mi? Yoksa 3. kez otobüsün gelmesini mi beklesem? Tabii ki, Hz. Musa’nın asası da başka bir şey, o daha büyük! Onun asasıyla denizin yarılması, karşındaki dağların yerinden oynaması falan… Şimdi bana sorarsanız, ben o asayı bulsaydım, biraz eğlenceli işler yapardım. Kafede o kadar sıra varsa, hemen asayı çıkarıp “burası size kapalı” derdim mesela!
“Asayı Bulamadık, Ama Gözlük Var”
Şimdi, diyelim ki Hz. Musa Asası’na ulaşmaya çalışıyoruz. Ama… nerede olduğunu bilmediğimiz için biraz karışıyoruz. Aslında, bakınca herkesin bir asası vardır, değil mi? Mesela ben, genellikle kaybolan gözlüklerimle tanınırım. Saat başı gözlüklerim kaybolur, onlara asla ulaşamam. O yüzden, “Musa’nın Asası nerede?” sorusunu sormak, bana biraz kendimi sorgulatıyor. Hani ya asanın yerine gözlük koymuş olsam? Belki de gözlüklerimi bulsaydım, Musa’nın Asasına daha kolay ulaşabilirdim. Tüm bu paralel evrenler bir araya gelince işler iyice karışıyor, değil mi?
Öyle ya da böyle, başımdan geçen bir olayı hatırladım. Geçen gün akşam arkadaşlarla otururken, içimden bir şey dedi ki: “Ya Musa’nın asası şurada bir yerde olmalı, neden kayboluyor? Herkes onun peşinden mi koşuyor?” Tam o anda aklımıza geldi, arkadaşım Emre’nin kaybolan çantasını arıyorduk. “Musa’nın Asasını bulmak ne kadar zor olabilir ki?” diye düşündüm ve içimden bir gülme geldi. Çantayı bulmamız 1 saat sürdü, aslında Musa’nın asası kaybolsa da biz yine bir şeyler bulup devam edebilirdik! Ne de olsa, bazen kaybolan bir şey, aslında “bulduğumuz” bir şey olabilir.
Deniz Yarılınca Hangi Yolu Seçerdim?
Şimdi gelin, biraz ciddileşelim (ama azıcık da eğlenelim). Eğer Hz. Musa’nın Asası şu an benim cebimde olsaydı, ne yapardım? Evet, biraz felsefi sorular! Hadi, ciddi olalım… Eğer ben Musa olsaydım, o asayı yanımda taşımak yerine, denizin tam ortasında durur ve biraz etrafıma bakardım. Ne bileyim, belki “burası tam bir kaos, nehir değil de nehirdeki balıklar ne yapıyor acaba?” gibi sorularla dalga geçerdim. Ama ciddi olursak, o denizi gerçekten yarabilirdim. Hani, sınıfta birinin sizin yanınızda duran ama hiç görmediğiniz elmalarını alma fırsatınız olsa, o elmalara dokunmaz mısınız?
Aslında, bugünkü hayatımızda da “denizleri yarabilme” arzusunu pek çok farklı biçimde hissediyoruz. İşyerindeki yoğunluktan kurtulmak, sokakta yürürken kalabalığı aşmak, sosyal medyada bir gönderinin “viral” olmasını sağlamak. Belki de Musa’nın asası, bizim günlük mücadelelerimizde biraz da olsa simgesel bir şeydir: Zorluklarla baş etme arzusunun yansıması. Hadi, biraz da ciddiyetle şunu söyleyelim: “Musa’nın Asası şu an nerede?” sorusuna verilecek her türlü cevabın içinde, kendi yolculuğumuzu bulabiliriz. Belki de aslında o asa, her birimizin kendi gücünü ve potansiyelini keşfettiği bir simge.
O Asa Nerede, Herkes Ne Yapıyor?
Tabii, bu kadar eğlenceli şeylerin arasında bir gerçeği atlamamak lazım: Eğer gerçekten Hz. Musa’nın Asası şu an burada olsa, bu dünyada çok büyük değişimler yaşanırdı. Ama sanırım biz daha çok “Bunu nasıl eğlenceli hale getiririm?” diye düşünüyoruz. Mesela, gerçekten denizi yaracak kadar güçlüysek, acaba bir internet fenomeni olur muyduk? “Musa’nın Asa Challenge” dedik, herkes denizleri yarıyor, bir şekilde viral olurdu. Sonuçta, böyle bir gücü gerçekten kullanabilir miyiz? Belki de en büyük mucize, bazen düşündüğümüz gibi büyük şeylerin peşinden koşmaktansa, günlük hayatımıza biraz mizah katmakta saklıdır.
Sonuçta, Asa Nerede? Belki Hep Yanımızdaydı…
Aslında, hepimiz Musa’nın Asası’nı arıyoruz. Ama belki de o asa, dışarıda, kaybolmuş bir şey değildir. Belki de içimizde bir yerlerde, bir parçada, o gücü taşıyoruz. O yüzden “Hz. Musa Asası şu an nerede?” sorusuna cevabım şu: Hepimizde bir asadır, yeter ki ona ulaşmayı bilelim. Bu yazı belki de hepimizin, günlük hayatta aradığımız güçleri ve cesareti bulması için bir hatırlatmadır. Hadi, siz de bir kez daha düşünün: Musa’nın Asası gerçekten kaybolmuş olabilir mi, yoksa biz onu bir yerde mi saklıyoruz?